Bahara formda girmek için kışın nasıl beslenmeli?

İnsan
vücudunun kendine özel bir yapısı bulunur ve iç ve dış faktörler
vücudun biyolojik yapısını yakından etkiler. Dış faktörlerden en
önemlisi sıcaklık ve soğukluk farklılıklarıdır. Soğuk havada kan
damarları daralır, vücut ısı kaybeder, kan vücudun merkezine doğru
hareket eder. Kış şartlarına uyum sağlayan vücut baharın gelişi ve
havaların ısınmasıyla birlikte yeni bir uyum sürecine girer, damarlar
genişler, organlardaki kan miktarları azalır ve damarlardaki kan
miktarı artar. Bu durum insanın biyolojik yapısında birtakım
değişiklikleri de beraberinde getirir.
Kış
mevsiminde artan soğuklarla birlikte metabolik uyum sonucu düşen vücut
ısısını normal ısı düzeyine çıkarmaya çalışan vücut, daha fazla
enerjiye ihtiyaç duyar ve organizmada yemek yeme isteği artar. Sindirim
sistemi dahilindeki iç organlarda artan kan seviyesi bu organların daha
hareketli olmalarına neden olacağından iştah artar. Kolesistokinin hormonu seviyelerindeki değişim biyolojik olarak yemek yeme üzerine etki gösteren bir diğer durumdur. Normalde kolesistokinin hormonu
vücutta tokluğun oluşmasında etki gösterirken soğuk havada baskılanır
ve sonuçta daha fazla yeme isteği ortaya çıkar. Daha yağlı, daha
karbonhidratlı, basit şekerden zengin yiyecekler tüketilir. Ayrıca hava
koşullarındaki değişim ve günlerin daha kısa olması yapılan fiziksel
aktiviteyi azaltır. Yetersiz fiziksel aktivite ise metabolizmanın
yavaşlamasına, vücudun daha az enerji harcamasıyla neden olur. Sonuçta
iştah artışına hareketsizlik ve egzersiz yetersizliği de eklenince kış
aylarında kilo almak kaçınılmaz hale gelir.
Kışın
kilo alımını engellemek için temelde düzenli yemek yemek ve aktiviteyi
devam ettirmek gerekir. Genellikle havanın soğuk olması bahane edilerek
egzersiz yetersiz yapılmakta, çoğunlukla iç mekanlarda ve hareketsiz
ortamlarda geçirilen zamanda yüksek yağ içeriğine sahip,
kalorisi yüksek besinler ve içecekler tercih edilmektedir. Yüksek yağ
içerikli besinler istenmeyen kilo artışlarına neden olmaları yanında,
vücudun bağışıklık sistemini de olumsuz etkileyerek hastalıklara
yakalanma riskini artırırlar. Özellikle grip ve nezle gibi hastalıkların yaygın olarak görüldüğü bu aylarda artan hava kirliliğine ve kapalı - havasız ortamlardaki koşullara karşı vücudu korumak ve hastalık riskini azaltmak için bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekir. Kilo
kontrolünün sağlanması, yeterli ve dengeli bir beslenme programının
takip edilmesi, fiziksel olarak aktif bir yaşam biçiminin benimsenmesi
her türlü hastalık yapıcı öğeye karşı bağışıklık sistemini güçlü kılar.
Sebze ve meyveler bağışıklık sisteminim güçlendirilmesini sağlayan ve kış döneminde artan vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına yardım eden oldukça önemli besin gruplarıdır. Bu
grup besinler vitamin ve minerallerin önemli kaynakları olmalarının
yanında antioksidan özellik gösteren ve kış ayları boyunca vücutta
birikecek toksinlerin uzaklaştırılmasında görev alan
A, C, E vitaminleri ile yine antioksidan özellik gösteren bazı bitkisel
kimyasalların da önemli kaynaklarıdır. Özellikle koyu yeşil, sarı,
turuncu, kırmızı ve mor sebze ve meyveler (ıspanak, karalahana,
brokoli, pazı, roka, yeşil soğan, sivri biber, Brüksel lahanası, turp,
şalgam, pancar, kereviz, domates, havuç, limon, kuşburnu, elma, kivi,
portakal, mandalina gibi) beslenme düzeni içerisinde sıklıkla yer
almalı, her gün minimum 5 - 6 porsiyon tüketilmelidir. Yazın bolca tüketilen salata kışında öğle ve akşam yemeklerinin vazgeçilmez yiyeceklerinden biri olmalı, sebze
çorbaları hem sıvı alımını artırmak hem de vitamin gereksinimini
karşılamak için tüketilmelidir. Mevsimin özelliğini taşıyan sebze ve
meyveleri tüketmek de oldukça önemlidir.
Vücut
direncinin azalmasıyla baş gösteren grip ve nezleden korunmak için
kuşburnu, maydanoz, kırmızı ve yeşil sivri biber, roka, kivi, portakal,
mandalina ve limon gibi C vitamini yönünden zengin meyve ve sebzelerin
tüketimi kış aylarında daha fazla olmalıdır. C vitamini kaybını önlemek
için salatalar ve meyve suları tüketilmeden hemen önce hazırlanmalıdır. Ayrıca C vitaminin vücutta deposunun olmadığı unutulmadan ihtiyaç dahilinde tüketilmelidir.
Hem bağışıklık sistemini güçlendiren hem de besin öğesi içeriği nedeniyle kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinden olan kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya gibi) bu aylarda özellikle haftada 2 - 3 kez mutlaka tüketilmelidir.
Süt
ürünlerinden yoğurt, bağışıklık sistemini güçlendirerek birçok
hastalığı önleyici etkiye sahiptir. Yoğurdun ve yoğurt üretiminde
kullanılan laktik asit bakterilerinin bağışıklık sisteminin
baskılanması nedeniyle oluşan enfeksiyonları, gastrointestinal sistem
hastalıklarını ve kanseri önleyici etkileri bulunur. Bu nedenle günlük olarak süt ve peynir gibi diğer süt ürünleriyle birlikte en az 2 - 3 porsiyon olacak şekilde yoğurt tüketimi sağlanmalıdır.
Et ve et türevleri, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, tahıllar, pekmez ve kuru meyvelerde bulunan demir; kuru baklagiller, yağlı tohumlar, rafine edilmemiş tahıl taneleri ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan magnezyum; balık ve diğer deniz ürünlerinde bulunan selenyum; et, karaciğer, yumurta, deniz ürünleri, süt ve ürünleri, kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve tahıllarda bulunan çinko güçlü bir bağışıklık için gerekli minerallerdir. Yeterli
ve dengeli bir beslenme programı bağışıklık sistemini olumlu yönde
etkileyecek bütün besin öğelerinin de alınmasını sağlayacaktır. Beslenme düzeninde besin gruplarının (süt – et – sebze - meyve
ve tahıllar) dengeli dağılımı, az ve sık aralıklarla beslenmek,
miktarda yeterliliği ve mevsimine uygun çeşitliliği sağlamak yeterli ve
dengeli beslenmenin temelini oluşturur. Buna ilave olarak yapılacak düzenli bir egzersiz programı da her
türlü hastalık riskinin azaltılmasına destek olmak yanında kış
mevsiminin problemsiz geçirilmesini de sağlayacaktır. Haftanın minimum
3 günü önerilen 30 - 45
dakikalık aktivite bireylerin koşulları yaşam koşulları çerçevesinde
uygulanmalıdır. (Örneğin yürüyüş yapma imkanının olmadığı durumlarda
dans gibi bir aktivite yapılması gibi)
Havaların soğuk olması ve susamanın az olması nedeniyle ihtiyacı hissedilmeyen su tüketimine her mevsim önem verilmeli ve günlük sıvı alımında bireysel ihtiyaçlar çerçevesinde 2 - 3
litreye ulaşmak hedeflenmelidir. Soğuk kış günlerinde siyah çay, kahve
gibi kafein içeren içeceklerin alternatifi olarak ıhlamur, kuşburnu,
yeşil çay, rezene, melisa, papatya, ısırgan otu gibi C vitamini
yönünden zengin, rahatlatıcı özelliği olan çayları tercih etmek bağışıklık sistemini güçlendirici etki göstermesi yanında sıvı alımına da destektir.
Yanlış
beslenme alışkanlıkları, vitamin ve minerallerin besinlerle yeterli
miktarda alınmaması, hareketsiz yaşam biçimi gibi faktörler kış
mevsiminde sık hastalanmaya ve kilo problemleriyle karşılaşılmasına
neden olur. Özellikle
yanlış seçimler sonucu gelişen kilo sorunları kış aylarını takiben
bahar günlerinde hafifleyen kıyafetlerle birlikte kendini daha fazla göstererek insanların hızla kilo kaybetmelerini sağlayacak yanlış yöntemlere başvurmalarına neden olabilir. Bunu
engellemek için yapılması gereken her mevsim dengeli beslenmeyi ilke
haline getirip yeterli derecede aktif olabilmek ve düzenli uyumaktır.
Sağlıklı yaşamın üç temel öğesi olan bu faktörlere dikkat edilerek
yaşamak kaliteli bir yaşamında anahtarıdır.
- Yorumlar
- Yorum Ekle
