Neden başarısızım?

Ne kadar çok insan öfkeli, ne kadar çok insan kırgın, ne kadar çok
insan kendinden, yaptıklarından, ilişkilerinden, huyundan,
görüntüsünden memnun değil. Çoğunlukla insanlar, kilolu iseler, saçları
dökülüyorsa veya doğuştan bir şekilde engelli iseler kalabalıkta "Eyvah
bana bakıyorlar" diye endişeleniyor veya yabancıların yanında "Ya saçma
sapan bir şey söylersem" diye ağızlarını açmaya korkuyorlar.
Beğendikleri insana duygularını açamıyor, ilişkilerinde, "Bir şey
istersem kızar mı", "Hakkım var mı buna" diye düşünüyorlar. "Hayır
dersem, üzülür", "Kızgın davranırsam beni bırakır", "Tekrar ararsam
üstüne çok düştüğümü düşünüp kendini çeker" deyip hareketsiz
kalıyorlar. Olaylar karşısında nasıl davranacaklarını bilmiyor, karar
vermekte zorluk çekiyorlar. "Ya verdiğim karar yanlış ise, sonra pişman
olursam" gibi kemirici düşüncelerle sürekli tedirgin yaşıyor, sürekli
kendilerini yetersiz hissediyorlar.
Kendini yetersiz hissetmek
Evet sürekli bu konularla çalışıyorum, yani kendine güvensizlik ve
aşağılık kompleksleri ile. Başka bir deyişle "Evet ben buyum, böyleyim
ve kendimi seviyorum" diyememek. Diğerlerinin fikirlerine, yargılarına
bağımlı olmak, kendini yaşayamamak. Halbuki her insanın istediği tek
şey, huzur ve mutluluk. Aslında mutluluk ve ruh sağlığı tamamen olay ve
şartlara gereken şekilde uyum sağlayabilmemiz ile ilgili. Tıpatıp aynı
olayla veya problemle karşılaşan 3 ayrı insan, o olayı 3 ayrı şekilde
algılayıp, 3 ayrı şekilde yorumlayıp, 3 ayrı şekilde karar verip, o
olaya 3 ayrı şekilde de tepki verebilir.
![]() | ||||
Sebep; o 3 kişinin kendilerine bakışlarının, kendilerine olan
inançlarının, şimdiye kadar edindikleri deneyimler sonucu kendilerine
olan güvenin farklı olmasıdır. Farklı ailelerde, farklı ilişkiler
yaşayıp, farklı tepki vermeyi, farklı davranışlar göstermeyi
öğrenmişlerdir.
Ben böylece, olduğum gibi, saçımın kıvırcığı ile, kocaman burnumla,
kısacık bacaklarımla, şişko vücudumla, kalın camlı gözlüklerimle,
beceriksizliğimle, çılgın fikirlerimle, seviliyor muyum?
Dünyaya iyi ki gelmiş miyim? Birileri için önemli miyim? Bir şey
söylediğim zaman ilgi ile dinlemişler mi beni? Hatta cevap da vermişler
mi? Fikrimi almışlar mı, enteresan bulmuşlar mı? Bana güvenmişler mi?
Gülmeme, ağlamama, bağırmama izin vermişler mi? Verdikleri sözde
durmuşlar mı, yanımdakilere güvenip kendimi onlara bırakabilmiş miyim?
Dünyanın korkunç bir yer olmadığını, insanların da canavar olmadığını,
herkes ile konuşabileceğimi, her şeyin konuşulabileceğini, her şeyin
bir çözümü olabileceğini bana göstermişler mi?
Kompleksli olmak nedir?
Evet, o yukarıda bahsettiğim problemi, problem olarak almayan, korku
ve çaresizlik hissetmeden direkt çözüme yönelenler, yukarıda
yazdıklarımın çoğuna evet diyebilenler olacaktır. Ya diğerleri?
![]() | ||||
Halk dilinde komkpleksli dediğimiz; kendine güvensiz insanlar.
Kompleksli olmak sık duyduğumuz bir kelime. Ne demek kom- pleksli
olmak? Kelime psikoanalizden türemiş, ancak güncel yaşamımızda, daha
çok rahat hareket edemeyen, çekingenlik gösteren, çabuk alınan, kendini
çok beğenmiş davranan, çabuk sinirlenen, aşırı kıskançlık gösteren,
cinsel problemleri olan, ilişkilerinde sık problemler yaşayan ve bunun
gibi insanlara atfettiğimiz bir tanımlama olarak çıkar karşımıza.
Komplekslerin oluşması çoğunlukla çocuklukta yaşanan problemlerle
ilgili. Küçücük bir çocuk içinde bulunduğu korkutucu, üstünden
gelemediği, acı çektiği durumlarda, olayları ve bu olaylarla ilgili
duygularını bilinç altına atmaya mecbur kalır. En önemlisi, kendini
koruyabilmek için belirli bir davranış sergileyerek problemi kendince
çözer ("Bir daha annemden / kimseden bir şey istemeyeceğim, ben bir şey
anlatırsam insanlar kızıyor, ne yapsam boş, yapmasam da olur herhalde"
gibi).
Ama kişi daha sonraları yaşamında benzeri olaylar yaşadığı zaman,
(birinden bir şey istemek, bir konuda başarıya ulaşması gerekince veya
birisi onu bırakıp giderse, vs.) yine aynı acıyı hisseder ve olaya
karşı aynı düşünce ve davranışı sergiler (beynimiz maalesef bize
duyduğumuz acının bu olayla ilgili değil, geçmişle ilgili olduğunu
açıklamıyor, çünkü beynin zaman kavramı yok!). Aslında kişi artık
tehlikede değildir ve olaya yaşının ve gereksinmelerinin doğrultusunda
gereken sağlıklı tepkiyi verebilir.
Her şeyin temeli güven
Anahtar kelimeyi temel güven duygusu olarak vermek istiyorum. Çocuk,
gelişmesinin her devresinde ihtiyaçlarının giderildiğini, insanlara
güvenebileceğini, önemsendiğini, sevildiğini algılayabilmelidir ki bu
temel güven duygusunu geliştirebilsin. Ruhsal ve zihinsel sağlık için
bir insanın kendini diğer insanlarla ilişkilerinde olumlu algılaması
gerekir. İşin biraz teorisine bakarsak psikolojide belli başlı iki
kompleksten söz edilir: 'Ödipus kompleksi' (küçük oğlan çocuğunun
anneye olan aşkı, baba ile olan rekabeti ve bu rekabetin sonucu
korkudan kişiliğinin gelişememesi durumu). Ödipus kompleksinin sağlıklı
bir şekilde çözülememesi sonucu erkek çocuğu büyüdüğü vakit kadınlarla
sağlıklı bir ilişki kurmada zorluklar yaşayacaktır.
Aynı şey kız çocuğu ve baba arasında da yaşanır, ki bunun da adına
'Elektra kompleks' diyoruz. Tahmin edeceğiniz gibi kız çocuğu büyüdüğü
vakit erkeklerle olan ilişkilerinde karmaşa, güvensizlik gibi
problemlerle karşılaşacaktır. Bu gibi komplekslerle başa çıkmaya
çalışan çocuklar ergenlik çağlarına gelince çektikleri zorluklar sonucu
dikkate alınmak, önemsenmek, sevilmek ve beğenilmek için normalin
üstünde çaba sarfedeceklerdir. Bu kritik devrelerde erişilmesi zor
beklentilerini gerçekleştiremezlerse aşağılık kompleksi yaşamaya
başlarlar.
Güçlü olmak, popüler olmak hep bu aşağılık duygusu ile başa çıkmak
için özlenen davranış biçimleridir. Aşağılık duygusu içinde olan bir
insan kıskançlığı ve sevgiyi, kaybetme korkusunu da yoğun, rahatsız
edici boyutlarda yaşar. Aslında biz insanlar doğamız gereği büyümeye,
değişmeye, ilerlemeye müsait ve hazırız. Ve gelişebilmemiz için de
gereken güce ve yapıya sahibiz. Mutluluğumuza engel olan herhangi bir
semptom veya bir bozukluk / zorluk aslında son derece doğal olan bu
büyümenin bir şekilde frenlendiğini veya müsaade edilmediğinin bir
işareti sadece (Krizlere dikkat, hep söylerim, iyi haber! Bir problem
varsa çözülmek için can atıyor demektir. İşte büyüme / iyileşme
fırsatı!).
Terapide bu kompleksli davranışların nerelerden kaynaklandığı,
çocuklukta bu davranışı mecburen edinmiş olduğunu, bir yetişkin olarak
bunu değiştirebileceğini, başka seçeneklerinin de olduğunu görmesini
sağlamak ve sonuçta bu kompleksin kurbanı olmaktan çıkabileceğini
açıklamak bile çok iyi sonuçlar verebiliyor.
hissetiğiniz bir anı, olayı anımsayın. O anı ve duygularınızı tekrar yaşayın. Bırakın vücut o mutluluk hormonlarını salgılasın. Kendinizi mutlu hissedince, otomatik olarak daha az çekingen, cesaretli ve güçlü hissedeceksiniz. Düşüncelerinizi böyle kontrol altına almayı deneyin ve unutmayın: Kelimelerinize dikkat edin, davranışlara dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklara dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, karakterinizi olusturur. Karakterinize dikkat edin, bu sizin yazgınızı oluşturur. (Frank Outlaw) toplantıda diğer insanları izleyin, nasıl sıkıldıklarını, konuşacak birini aradıklarını, vs. Bu konularda bocalayan ne kadar çok insan olduğunu görünce şaşıracaksınız. beceriksiz kılan 'ses'e sus deyin veya bu gün / gece sana ihtiyacım yok deyin. İki seans arasında geçen zaman içinde 'mış' gibi yapmak. Örneğin; en çekindiğimiz, en korktuğumuz şeyden çekinmiyormuş, korkmuyormuş gibi yapmak. Adeta aktörmüşüz de 'rol' icabı yapıyormuş gibi.
Bu yeni deneyim (çoğu insan başarıyla yerine getiriyor bu ödevi) |
- Yorumlar
- Yorum Ekle


